Myanmar bizim için eşsiz bir deneyim oldu. Kafamızı çevirdiğimiz her yerde kendine has özellikleri var bu ülkenin.

Herkesin yüzünde kocaman gülümseme

En çok sevdiğimiz şey insanların sürekli bize gülümsemeleri oldu. Arada bize bakışlarını yakalıyorduk, utanıp kafayı çevirene kadar gülümseyebilirsen onlar da hemen sana karşılık veriyorlar. Myanmar’da kaldığımız süre boyunca hiç ağlayan çocuk görmedik sanırım. Hiç çocuğuna kızan anne baba da görmedik. Hep bir mutlular sanki çocuklar her yerde, eğleniyorlar hep beraber. Hpa-An’da bisiklet turu yaparken tam okul çıkışına denk geldik gördüğümüz herkese istisnasız el sallayıp hi, hello, mingalabar dedik. Bir ara bisiklet sürerken yanımıza bir araba yanaştı, nerelisiniz hoş geldiniz, iyi ki geldiniz dedi:) Aşırı yardımsever ve misafirperverler.

Rengârenk giyinen insanlar ülkesi

Havaalanından otobüsle şehir merkezine gelirken insanları görünce çok ilginç gelmişti. Erkekler ve kadınlar longyi denilen uzun etekler giyiyorlar. Daha doğrusu erkeklerin giydiğine paso, kadınların giydiklerine htamein deniliyor ama longyi herkes tarafından kullanılan bir terim. Kadın ve erkek kumaşları daha farklı; erkeklerinki yeşil, mor, bordo gibi renklerde kareli/çizgili kumaşlardan oluyor. Bağlanırken önünde cep gibi bir kumaş parçası kalıyor, onu da telefon para koymak için kullanıyorlar. Kadınlarınki ise rengârenk kumaşlardan, en güzelleri batik olanları bence. Inle Lake shan bölgesinde olduğu için benim aldığım longyi shan tarzındaydı. Her bölgenin kendine has desenleri var. Birçok kadın longyilerini tamamlayacak renklerde üst giyiyorlar. Herkes renga-renga-rengarenk:)

İnsanların yüzlerindeki sarı şey ne ki?

Myanmar’ın kadınları bana çok güzel geldi, birazcık kıskandım hatta. Bir gün çok tatlı bir kız gelip fotoğraf çektirebilir miyiz, çok güzelsin dedi. Ben de asıl sen çok güzelsin ben seninle bir fotoğraf çektirebilir miyim diye cevap verdim, çok hoşuna gitti ve bunu çok içten söyledim:) Güzelliklerinin kaynağı çok beğendiğim kıyafetleri mi yoksa yüzlerine sürdükleri Thanaka mı yoksa kocaman gülümsemeleri mi bilemiyorum.

Thanaka kremi, Thanaka ağacının taşa sürülüp suyla karıştırılması ile doğal şekilde elde ediliyor. Çıkan öz yanaklara ve burna uygulanıyor. Cilt bitki özünü çektikten sonra geriye kuru bir tabaka kalıyor. Sadece kadınlar değil aynı zamanda erkekler ve çocuklarda da görebiliyorsunuz.

Buradaki insanlara göre thanaka güneşe karşı koruyup, cildi güzelleştirirken, yapılan birkaç araştırmaya göre thanaka bitkisinde bulunan etkin maddeler anti-bakteriyel özellik taşıdığı ve aynı zamanda yaşlanmayı geciktirdiğini ortaya konmuş (Bilgi) Ayrıca Tayland-Myanmar sınırındaki kadınlar üzerinde sivrisineklere karşı koruyucu özelliği de incelenmiş (Bilgi)

Bettle Nut

Sokaklarda kırmızı lekeleri Myanmar hakkında yazılar görmesem fark eder miydim diye birkaç kere düşündüm. Yangon’dakileri kesin fark ederdim de diğer şehirlerden emin değilim.

Hazırlanışı oldukça basit; Areca Nut meyvesi parçalanıp küçük parçalara ayrıldıktan sonra, betel yaprağı üzerine konulur. Kireç macunu ile kaplandıktan sonra içine tütün, biber, bal gibi hazırlayan kişiye kalmış malzemeler eklenir. Bohça haline getirilen karışım ağızda çiğnendikten sonra oluşan kimyasal reaksiyon sonucu kırmızı bir sıvı haline gelen bulamaç yere tükürülür.  Yangon’da her köşe başında satıcılar var, birine yanaşıp bir tane alabilir miyiz dedik. Hazırlayan kadın bize verip gülümsedikten sonra para istemedi ama sanırım tanesi 100 Kyattı.

Tadı pek iç açıcı değil açıkçası. Beyaz sıvının tadını alıyorsun bolca, ilginç bir kokusu var çiğnerken tüm şehir kokularının nereden geldiğini anlıyor insan. Çok fazla bir etkisini hissetmedik biz, sigara gibi sanki. Myanmar’a gelmişken kesinlikle denemek lazım ama birden fazlası bize cazip gelmedi. Zaten etkilerini okuyunca internetten bir de insanların kırmızı dişlerini ya da olmayan dişlerini görünce çok yeltenmedik.

Turist olduğunu hissediyorsun

Myanmar’da her şeyin turistlere paralı ya da daha pahalı. İlk önce garip geliyor ama daha sonra alışıyorsunuz. Çok fahiş fiyatlar mı veriyorum acaba diye düşünüyor insan ama sonra Türkiye ile kıyaslıyor ya da fiyatları öğreniyorsunuz makul gelmiyorsa almıyorsunuz zaten.  Çok büyük pazarlıklar yapmamıza gerek kalmadı genel olarak. Tapınaklara ve tarihi bölgelere sadece turistler para veriyor, tipine bakıp para alıyorlar resmenJ

Otobüs biletleri en büyük sıkıntı. Ülkede bir standart yok. Bize online bilet alanlar oldu ama aplikasyonları soramadık. Bazı oteller web isteği üzerinden alıp aynı parayı sizden alıyor bazıları üzerine komisyon koyuyor. Fazla verdiğini anlıyorsun ama aldığın hizmetin karşılığını alıyorsan mutlusun, sıkıntı yok zaten:)

İnternette çok fazla yazı okuduk Myanmar’da konaklama çok pahalı diye ama biz genelde hep basit standartlarda 10-20 dolar gecelik oda fiyatında kaldık. Trenler oldukça ucuz ama otobüsler biraz pahalı. Yemekler ilk haftanın ardından inanılmaz lezzetli gelmeye başlıyor, hayat güzel işte burada!

Gariplikler, gariplikler

Bazen anlam veremediğin şeyler olabiliyor. Mesela otobüse bindiğinizde pasaportunuzu istiyorlar ve seyahatin sonunda veriyorlar. İçiniz bir türlü rahat etmiyor çünkü tren bileti almadan otobüsle seyahat etmeye her an pasaport soruyorlar. Acaba bir yerde unuturlar mı diye düşünüyorsun, hayda o zaman git pasaport çıkar gibi paranoyakça düşünceler sarıyor. Diğer yerlerde çok yaşamadık ama Ngapali Beach’ten Yangon’a dönerken her saat başı bir immigration check pointte durup otobüsten inip tek tek otobüse tekrar bindik görevli kontrolünde. Yerellerin de kimliklerini toplayıp isimlerini tek tek okuyorlar. Sanırım en sıkıntılı bölgelerden biri burası.

Yine Hpa-An’dan Inle Lake’e gidiyoruz bu sefer VIP otobüsle. Muavin geldi sizin inmeniz gerekiyor. Peşine taktı 10 kişi indiler aşağı bir güvenlik noktasını geçtik, tekrar bindiler. Bu sefer görevli felan yok, pasaportları da almadılar. 2-3 kez aynı şey oldu. Sonra fark ettik ki otobüs fazla yüklü, ağırlığını ölçüyorlar geçtiğimiz yerde. Eşyaları çıkaramayacağı için de insanları indiriyor. Bir süre sonra yükleri boşalttı da saat başı inmekten kurtuldukJ) Otobüslerin çoğu aynı zamanda nakliye aracı görevi de görüyorJ)

En komik şeyler hep restoranlarda oldu. Bir türlü aklımızda hayal ettiğimiz ile gelen bir olmadıJ Tiger marka bira istedik Mandalay geldi. Kolay olsun diye noodle çorbası istedik, yarım saat bekledik. Çorba istedik gelmedi. Birçok defa birbirimize bakıp neden ki diye sordukJ Sonra oluruna bıraktık bahtımıza ne gelirse artık.

Birkaç ipucu:

  • Myanmar’la ilgili çok fazla kafa karıştırıcı yazı var internette, mutlaka tarihlerini kontrol etmek lazım. Eskiden güvenlik sıkıntısı varmış, çok pahalı bir ülkeymiş, ATM yokmuş ama şimdi öyle değil. Her şehirde ATM var nakit çekebiliyorsunuz ve döviz bozdurabiliyorsunuz, kişisel güvenlikle ilgili hiç problem yaşamadık, fiyatlar oldukça düşmüş, son birkaç yılda çok gelişmiş ülke.
  • Biz denk getiremediğimiz için Bago ve Golden Rock’a gidemedik. Yangon’dan ulaşım daha rahat, benim biraz içimde kaldı. Bir de geç fark ettik ama Kalaw’dan Inle Lake’e 3 günlük trekking turlar varmış. Bilseydik katılmayı çok isterdik.
  • Biz Mandalay’da motosiklet kiraladık ama her yerde izin verilmiyor. E-bike kiralayabiliyorsun birçok yerde. Kornaya basıp yola atlıyorsun dikiz aynası kullanmıyor insanlar bu memlekette. Eğer sollama yapacaksan iki kere korna çalıp ben geliyorum diyorsun eğer arkandaki üç ve ya daha fazla kez korna çaldıysa ya yoldan çekilmiyorsun ya da gerçekten garip bir şey yapıyorsun, kendine gel 🙂
  • Tren biletleri için ilk iş tren bileti almak olmalı sabahtan çünkü Yangon’da tren bileti gişesi 3’te kapanmıştı mesela biz alamadık. Online bilet alma sistemi yok. Biletler 1st class sleeper, 1st class ve regular şeklinde.  Biz yataklı vagonda seyahat ettik. Trenler eski ve çok yavaş ama çok keyifli. Otobüs biletlerini online alamıyorsunuz otellerden, turizm acenteleri ve otobüs terminallerinden alabiliyorsunuz. En ucuzu otobüs terminali ama şehrin çok dışında olduğu için otelin verdiği fiyatta mecbursunuz ama başka yerlere sorulabilir. Birçoğu otelden otobüs terminaline servis de sağlıyor. Standart otobüs ile VIP arasında fark yok bizce ondan 1 kez dışında standart aldık biz.  Otobüs yolları çok kötü, sağım solum kusan kadınlarla doluydu:)
  • Her yerde denk gelmedik ama büyük şehirlerdeki restoranlarda menüdeki fiyatların üzerine %10 vergi ve bir miktar da servis ücreti gelebiliyor. %20 civarında daha fazla verebiliyorsunuz.
  • Myanmar’da tapınaklara kısa şort ve askılı kıyafetlerle giremiyorsunuz ve ayakkabıları çıkartmak gerekiyor. Diğer ülkelerden farklı olarak çoraplarınızı da çıkartıyorsunuz ve bunu en dış tapınak kapısından itibaren yapmak gerekiyor.
  • Myanmar’da inanılmaz çok köpek var. Neredeyse hepsi hamile bir o kadar da yavru köpek var. Motosiklet ve bisikletlere alışkınlar o sebeple havlamıyorlar genelde sadece kapalı bölgelere girerseniz ya da diğer köpekler girerse bir anda havlama senfonisinin içinde kalıyorsunuz.

Rotamız

1-3. gün: Yangon

Yangon şehrine iner inmez sizi büyük bir kültür şoku karşılıyor. İnsanların hem görünüşleri hem de yaşam biçimleri alışkanlıklarımızdan oldukça farklı. Gerçekten başka bir ülkeye geldiğinizi hissedebiliyorsunuz. Biz ilk üç günümüzü Yangon’da geçirdik. Ezgi sanırım Myanmar’daki son üç günümüzü bu şehirde geçirmek isterdi. Kültür şoku onu bayağı etkiledi. Detaylar Yangon yazımızda. 🙂

4-6. gün: Hpa-An

Yangon’dan sonra Hpa-An bize oldukça huzurlu ve sakin geldi. Muhteşem doğasını saatlerce bisikletle gezdik. Yetmedi bölgenin en yüksek noktasından Zwegabin Dağı’dan muhteşem manzarasını izledik. Myanmar’da karşılaştığımız çoğu turist Hpa-An’ı uğramamışlardı. Bize göreyse Myanmar’ın en güzel doğasına sahip yeri ve kesinlikle es geçilmemesi gerekir. Şehir yazımız: Hpa-An; okunuşu Pa-An!

7-9. gün: Inle Lake

Inle Lake diyince akla elbette meşhur tekne turu geliyor. Myanmar’a gelip de yapmayanı dövüyorlar öyle diyeyim siz anlayın. 🙂 Sanırım Bagan’da gün doğuşunu görmekten sonra 2. en önemli aktivite. Ama Inle Lake bu turla sınır değil. Öncelikle yemekler muhteşem. O kadar iyiydi ki ben bile Ezgi’yle beraber Myo Myo yemek kursuna katılmaya karar verdim. Normalde iki gün kalmayı planlarken üç güne uzattık planlarımızı. Şehirle ilgili detaylar Inle Lake yazımızda.

10-12. gün: Mandalay

Mandalay, çoğu gezginin sadece bir günlerini ayırdıkları bir şehir. Gerçekten şehir merkezi çok da iç açıcı değildi. Ama motosiklet kiralayıp çevresini gezmek ve nehrin karşı kıyısı Mingun’a tekneyle gitmek oldukça keyifli. Bu yüzden önerim vaktiniz varsa bu şehire de iki-üç gün ayırın ve şehrin merkezini es geçip motosikletle tarihi şehirlerini gezin derim. Şehirde ne yenir ne içilir ne yapılır yazımız: Son Kraliyet Başkenti Mandalay.

13-14. gün: Bagan

Malezya uçağımızın tarihi yaklaşıyordu ama Myanmar gez gez bitmiyordu. Üstüne üstlük ulaşımın oldukça vakit alması, Bagan’a gereğinden daha az süre harcamamıza yol açtı. Bir günlük süper hızlı ve dolu Bagan macerası yazımızı buradan okuyabilirsiniz.

15-17. gün: Ngapali Beach

Koşuşturmacayla geçen Myanmar serüvenimizi deniz kıyısında tamamlamak istedik. Gitmesi, gelmesi oldukça meşakkatli olan Ngapali, bu zorlu yolculuklara değdi ve Myanmar’ı aklımızda güzel anılarla kalmasını sağladı.

Bütçe

Myanmar’a gelmeden önce bütçeyle ilgili birçok yazı okumuştuk internette. Yazılar o kadar moral bozucuydu ki, kalma süremizi sadece 17 gün olacak şekilde ayarlamıştık. Gittiğimizde  ise bu yazıların ne kadar da yanlış olduğunu gördük.

Myanmar turizme kapılarını ilk açtığı zamanlarda gerçekten çok pahalıymış. Turistler yerli halktan izole kendilerine tahsis edilmiş otellerden ve restoranlardan ayrılmadıklarından fiyatlar oldukça yüksek oluyormuş. Ama 2018 yılında baktığımızda bizim önümüzde bir çok konaklama seçeneği mevcuttu (agoda sağolsun), ATMlerden çok çok yüksek olmayan komisyonlarda para çekebiliyorduk ve yerli halkla yan yana onların yedikleri fiyatlara yemek yiyebiliyorduk. En pahalı olan şey tapınak girişleriydi. Hatta Inle-Lake ve Bagan şehirlerine giriş bile ücretliydi. Sonuç olarak günlük yaklaşık 50 Dolara iki kişi, bol bol yiyip içtik, gezdik tozduk.

17 Günlük Myanmar harcamamız:

Konaklama: 152$

Hpa-An harici tüm konaklarımız 20 Dolar altında kaldı. Hatta Yangon ve Ngapali’de 10 Doların altına düştük. Açıkçası bu iki şehir en pahalı yerlerdi ve biz en ucuz yerleri bulabilmiştik her ne kadar odalar çok kötü olsa da. İkisi de küçücük, penceresiz ve sadece küçük bir fanla havalanıyordu. Tüm bunların üstüne korkunç bir sıcak da eklenince konfor sıkıntısı yaşayabiliyorsunuz. Kısaca demek istediğim Myanmar’da artık konaklama için oldukça fazla seçenek var ve oldukça backpacker dostu bir ülke.

Yemek: 190$

Myanmar yemek konusunda inanılmaz ucuz bir ülke. Biz genel olarak iki kişi 6000 Kyat (4 Dolar) civarında yedik. Eğer batı yemekleri yemek isterseniz veya seafood konusunda çoşup ıstakoz falan yemeye kalkarsanız fiyatlar artıyor doğal olarak. Uygun fiyatlı restoran bulmak için Google Maps’i tavsiye ederim. Tripadvisor’da yüksek sıralarda genelde hep Batılılara hizmet eden yüksek fiyatlı restoranlar geliyor karşınıza.

Biraseverler için de harika bir ülke. Markette 1500 Kyat civarında olan bira (1Dolar), bazı restoranlarda yine aynı fiyata içebiliyorsunuz. Restoran hafif lüks ise iki katı fiyat, craft veya ithal bira içmek isterseniz 4 katına çıkabiliyor. Yine de Türkiye’den ucuza içebiliyorsunuz. Örneğin biz Yangon’da tüm şehrin görkemini görebileceğiniz şık bir roof bar’da 4500Kyat’a (3 Dolar) içmiştik biralarımızı. Bir diğer ucuz içki ise yerel viskileri. Marketten 1500Kyat’a (1 Dolar) cep viskisi alıp oldukça ucuza kafa olabilirsiniz. Ben 4 çeşit viskisini satın aldım ama sevemedim hiçbirini ama denemek keyifli oluyor. 🙂

Ulaşım: 174$

Myanmar’ın yollarına kötü demek az kalır, çok kötü. Otobüs ulaşımı ise çok çok kötü. Otobüsler çoğunlukla çok eski ve fiyatlar çok değişken. Örneğin biz Yangon’dan Hpa-An’a 7000 Kyat’a (4,5 Dolar) fena olmayan bir otobüsle giderken, Bagan’dan Ngapali’ye 39000 Kyat’a (26 Dolar) korkunç ve maceralı bir yolculukla gittik. Otobüs şoförleri tam bir trafik canavarı ve sizin konforunuz onlar için anlamsız. Konfor deyince de yanlış anlamayın çok bir beklentimiz yok. Başımıza gelenleri sayarsak, otobüslerde insanlarla beraber kalan tüm boşluklarda eşya taşınması; bu yüzden otobüs kontrol noktalarında yolcuların gecenin bir yarısında indirtilip yürüyerek geçirtilmesi (otobüsün ağırlığını kontrol ediyorlar); çantalarınızın otobüsün üstünde yağmurdan korunmaksızın taşınması; 6 saatlik bir yolun yolcu indir bindir ile 12 saate çıkması; yoldan alınan yolcuların koridorda yanınıza tabureye oturtulması; pasaportun yolculuk başında elinizden alınması ve ne zaman teslim edeceklerini bir türlü söylememeleri ( bir çok kontrol noktasından geçtiğimiz için her seferinde göstermeleri gerekiyormuş) ve bunun gibi birçok enteresan olaya şahit olduk. Otobüs yolculuklarının en iyi yanı genellikle otobüs biletinin içinde pick-up servisinin (kaldığınız otelden sizi alıp otobüs terminaline kadar götürüyorlar) de dahil olması. Hatta bazı firmalar varış şehrindeki otele kadar götürüyorlar. Bilet alırken bu hizmetleri verip vermediklerini de sormak iyi oluyor, taksicilerle pazarlık derdinden kurtulmuş oluyorsunuz.

Bir diğer alternatif ulaşım tren yolculuğu. Biz Myanmar’dan Bagan’a gece treni ile geçtik. Bize tahsis edilmiş iki kişilik yataklı vagon kişi başı 4000 Kyat (2,7 Dolar) tutmuştu. Oldukça keyifliydi ama bu ulaşım türünün problemi de oldukça yavaş olması ve bilet alma sürecinin oldukça zahmetli olması. Bileti sadece bineceğiniz tren istasyonundan belli bir gün öncesinde satın alabiliyorsunuz. Gişeler her şehirde farklı saatlerde açık olabiliyor ve İngilizce bilen birini bulmakta zorlanabiliyorsunuz. Örneğin Yangon’daki gişe 09:00-15:00 arasında açıkmış ve biz bir gün sonraki sabah trenine bilet alamamıştık. Eğer trenle yolculuk yapacaksanız şehre geldiğinizde ilk işiniz tren istasyonuna uğramak olsun. Son olarak Uçak ulaşımı da oldukça pahalı. Myanmar’da iç hatlar için AirAsia veya Pegasus gibi ucuz ulaşım hizmeti sunan bir havayolu olmadığı için rekabet yok ne yazık ki.

Şehir içi ulaşıma gelirsek, biz Yangon’da otobüs kullandık, oldukça ucuz ve keyifliydi. Örneğin havaalanında şehir merkezine otobüs bileti 500 Kyat (0,33 Dolar), şehir içinde ise 300 Kyat. Yangon’daki en büyük sorun otobüs terminalinin şehrin çok dışında olması. Biz sabahın 06:00’sında shuttle ile gitmemize rağmen 1,5 saat sürdü toplamda. Diğer şehirlerde maalesef toplu taşıma çok yaygın değildi. Biz çoğunda motosiklet kiraladık. Gerçekten bu ülkede ucuza gezmek için motosiklet sürmeyi öğrenmek şart diyebiliriz. Taksi veya Tuk Tuk diğer alternatifler. Hatta motosikletli taksi de ilginç bir deneyim. Mandalay’da Mingun iskelesine giderken tekneyi kaçırmamak için alelacele bir motorsikletli taksi durdurmuştuk. Motosiklet şoförü önde, arkasında ben ve Ezgi yerel kıyafetlerle kaotik Mandalay trafiğinde tırsa tırsa gitmiştik iskeleye. Sanırım Grab uygulaması Myanmar’ın birkaç şehrinde yaygınlaşmaya başlamış ama biz o zaman farkında değildik, taksicilerle bol bol pazarlık yapmak zorunda kaldık. Turist olduğunuz için size genelde yüksek fiyat çekiyorlar ama bu fiyat genelde iki katından az oluyor. O yüzden kazıklanıyor muyum diye çok üzülmeyin hafiften pazarlığınızı yapıp anın keyfini çıkarın. 🙂 Ulaşımla ilgili daha detaylı bilgileri şehir rehberi yazılarımızda bulabilirsiniz.

Market: 42$

Myanmar’ın büyük şehirlerinde modern 7-Eleven ayarında bir çok market bulabiliyorsunuz. Ama diğer şehirlerde el kol işaretleri ile anlaşabildiğiniz köy bakkalları sizi bekliyor. Myanmar’da musluk suyu içmek pek sağlıklı değil ve bizim en büyük market giderimiz de hazır su almaya gitti. Bira ve viski marketlerdeki en ucuz şey. Abur cubur, çikolata Myanmar’ın kültüründe yok, marketlerde çok pahalı ve tatsız. Çikolata, güneydoğu Asya yolculuğumuzdaki en çok özlediklerimizden.

Aktivite: 104$

Myanmar’da işçilik oldukça ucuz. Güneydoğu Asya yolculuğumuzun en ucuz aktivitelerini Myanmar’da gerçekleştirdik. Tüm gün süren ve yemek/giriş vs. her şeyin dahil olduğu bize özel bisiklet turumuzu kişi başı 35 Dolara gerçekleştirdik. Yine Güneydoğu Asya’daki en ucuz yemek kursuna Myanmar’da katıldık (kişi başı toplam 13 Dolar). Myanmar’a gelmeden önce çok çok pahalı dedikleri meşhur Inle Lake tekne turunu kişi başı 6000 Kyat (4 Dolar) gibi çok komik bir fiyata gerçekleştirebildik.

Giriş Ücretleri: 95$

Tayland giriş ücretleri konusunda pek turist dostu bir ülke sayılmaz. Genel olarak baktığımızda giriş ücretleri Avrupa’ya göre daha düşük. Paranın iyi yerlere gittiğini bilsek hiç sorun değil ama maalesef Myanmar’da çok yüksek oranda yolsuzluk var ve hala gayri resmi de olsa askeri yönetim altında. Kazanılan paranın sadece %1’i  kültür miraslarını korumaya ayrılıyormuş, geri kalan doğrudan hazineye ya da birilerinin cebine.

Çoğu Pagoda turistler için ücretli. Inle Lake (15000 Kyat / 10 Dolar) ve Bagan (25000 Kyat / 17 Dolar) için özel giriş ücretleri ödüyorsunuz. Bagan ücretine Pagoda ziyaretleri dahil ama müze için yine turistlerden ekstra para talep ediyorlar. Başta bakınca oldukça ırkçı bir yaklaşım gibi geliyor insana. Örneğin Inle Lake sınırına girerken otobüsü durdurup tek tek yüzümüze baktılar, Myanmar’lıya benzemeyenlere giriş bileti sattılar. Biz böyle bir para vermemiz gerektiğini bilmediğimizden bir de sabah uyku sersemliği oldukça afallamıştık. O an yanımızda para olmasa yolun ortasında otobüsten bizi indirecekler miydi emin değilim.

Çamaşır Yıkama Hizmeti: 14$

Çamaşır hizmeti fiyatları şehirden şehire ve otelden otele değişkenlik gösteriyor. Bazı yerlerde kiloyla, bazı yerlerde parça başına (t-shirt 300 Kyat, çorap 150 Kyat gibi) fiyat veriyorlar. Hpa-An’daki kaldığımız otelin laundry fiyatı yüksek gelince bir sonraki konaklamamız olan Inle Lake’deki otelde daha uygun fiyata elbiselerimizi yıkatmıştık.

Sim Card: 8$

Sim Card Myanmar’da oldukça ucuz. Tanesi 4 Dolar’dan Ezgi ve Ben iki ayrı operatörden data hattı aldık. Myanmar’da mobil hizmeti çok iyi olmadığından farklı operatörlerden almak çok iyi oldu. Bazen benim internetim çekti, Ezgi bana bağlandı, bazen de tam tersi :). Operatörlerin standları Yangon uçak terminalinden çıkar çıkmaz sizi karşılıyor. Pasaport fotokopinizi çekip hızlı ve ucuz bir şekilde data hattınıza sahip oluyorsunuz.

Diğer: 115$

Yolda başınıza ne geleceği belli olmuyor, bir miktar parayı acil durum için ayırmak lazım. Mesela bir sırt çantamız kullanılamaz hale geldi ve acilen en basitinden bir sırt çantası aldık 5 Dolara. Onun dışında Inle Lake’e geldiğimizde longyilerin ( Myanmar’ın meşhur yerel kıyafeti rengarenk etekler) cazibesine artık karşı koşamıyorduk ve yemek rehberimiz Myo Myo’nun market tecrübeleriyle Beşer Dolara longyilerimizi satın aldık. Son olarak vize ücreti olarak kişi başı 50 Dolar verdik. Vize maceramız Chiang Mai’de Myanmar Vizesini Nasıl Aldık? yazımızda.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s