İpoh, ilk Malezya’ya uçarken dergide karşımıza çıkmıştı. Daha sonra 3 çocuğu ile Kuala Lumpur’a gezmeye gelmiş bir kadınla sohbet ederken İpohluyum ben deyince daha bir dikkatimizi çekti. Üçüncü uyarıyı beklemeden listeye alalım o zaman dedik biz de.

IMG_20190114_113622.jpg
İpoh Sokakları

İpoh, Malezya’nın 5. büyük eyaleti olan Perak’ın başkenti. Perak Malayca’da gümüş anlamına geliyor, muhtemelen kalayın gümüşsü renginden dolayı eyalete bu ismi vermişler. 1880li yıllarda İpoh’da kalay madenlerinin keşfedilmesi ile birçok Çinli bu şehre göç etmiş. İpoh’un çoğunluğu Çinlilerden oluşuyor sonra Malaylar sonra da Hintliler geliyor.

IMG_20190114_114736
İpoh Sokakları

Kinta Nehri İpoh’u iki bölgeye ayırıyor. Şehre gelen göçlerden sonra eski şehir yetmeyince, ünlü bir işadamı olan Çinli Yau Tet Shin, Kinta Nehrinin karşı tarafına yeni bir şehir inşa ettirmiş.

Gündüz sanki film setinde gibi hissediyor kendini insan bu şehirde. Rengarenk boyanmış binalar, birbirinden güzel sokak resimleri, salaş restoranlar, old town white coffee dükkanları… Kafanı çevirdiğin her yerden muhteşem görüntüler fışkırıyor. Gece ise eski şehir tam bir hayalet kasaba havasına bürünüyor.

Şehrin mimarisinin yanı sıra, bizim için adeta bir yemek yeme durağı oldu. Yediğimiz şeylerden o kadar çok zevk aldık ki, her birinin tadı damağımızda kaldı. 

IMG_20190113_230503
İpoh Sokakları

Nasıl Geldik?

Biz Langkawi’den Ipoh’a otobüs ile gitmeyi tercih ettik, bildiğin yol en iyi yoldur. Bir de Langkawi’ye bu şekilde gelmiştik. Adada toplu taşıma olmadığı için Grab ile 25RM’ye Kuah Feribot istasyonuna gittik.

Kuah’taki feribot bileti satış yerleri KFC restoranın hemen arkasında. İki tane firma var biri Langkawi Ferry Line diğeri Dragon Star, bir tanesi KFC’nin tam arkasında diğeri sol tarafta. Etrafta Kuala Perlis’e tek feribot gidiyor diyen birileri oluyor ama firma ismi söyleyince gösteriyorlar.

Biletimizi aldıktan sonra feribota binip Kuala Perlis’e geçtik. Çeşitli indirimleri ile beraber 60 RM (14.69$) olan iki kişi biletinizi 45 RM’ye (11$) online olarak almıştık. Kesatuan Express firması ile Kuala Perlis-İpoh konforlu yolculuğumuz yaklaşık 5 saat sürdü ve şehrin 10 km kuzeyindeki Amanjaya Terminaline vardık. Bu terminalden, eski şehrin merkezinde yer alan tren istasyonuna giden, T30 numaralı otobüs olduğunu öğrenmiştik. Fakat bizim otelimiz Kinta Nehri’nin diğer tarafında yani yeni şehirde olduğu için ineceğimiz durak olan tren istasyonundan 15 dakika daha yürümemiz gerekiyordu. Taksi 13 RM (3.18 Dolar) tuttuğu için toplu taşıma ile uğraşmadık. 

Nerede Kaldık?

Beds In Garden Hostel

Genellikle insanlar Ipoh’a Cameron Highlands’e geçerken uğruyorlar ve otelden hiç çıkmadan bir günlerini geçirip devam ediyorlar. Aslında bizim planımız da bir-iki gün kalmaktı. Şehirde geçirdiğimiz 4 günün sonunda “ne kadar da yanlış yapıyorsunuz siz” demek istedim her birine:) Enfes yemekleri olan bu şehri es geçiyorlar. Bu duruma kaldığımız hostelin ferah çalışma alanlarının, yumuşacık kanepelerinin etkisi yadsınamaz. Gerçi kalış süremizi uzatırken Taman Negara doğal parkını Malezya rotamızdan çıkarmış olduk o ayrı.

Beds In Garden Hostel yeni açılmış, o sebeple her şey yepyeniydi. Mutfakta ücretsiz sıcak/soğuk su vardı. Akşamları bilgisayar başında geçirirken çayımız kahvemiz eksik olmadı böylelikle. Yatakhanede ortak banyolu, çift kişilik yatağın gecelik ücreti 11 Dolar.

Neler Yaptık?

Ipoh Şehir Turu

Ipoh Turist Bilgi Merkezi; “An Old Uncle Drinking Coffee” duvar resminin tam önünde:) Ipoh’ta ücretsiz şehir turu yok ne yazık ki. Hali hazırda olan bazı turlardan birini almak durumunda kalıyorsunuz.

IMG_20190114_094544.jpg
An Old Uncle Drinking Coffee

Tur rehberleri hemen ertesi gün müsait olmuyorlar, biz iki gün bekledik mesela. O sebeple önceden ayarlamakta fayda var. Tur rehberimiz Mr. V. Kuppu Sami (kuppusami.ipoh@gmail.com; 012-5086429) bize kişi başı 38 RM (9.30$) karşılığında yarım gün Ipoh’u anlattı. Hintli rehberimiz tüm turu bize araba ile yaptırdı. İngilizcesi çok iyi ve oldukça bilgili. Biz çok memnun kaldık:)

İpoh’un Duvar Resimleri

İpoh’a ilk geldiğimiz gün akşam yemeğimizi yeyip, kendimizi Ipoh’un eski şehrine attık. Boş sokaklarda dolanıp duvar resimlerini bulup fotoğraflarını çektik. Şehrin bu kısmı gece sanki 1960’lı yıllarda donup kalmış gibi. Tek başına gezmek için biraz korku filmi havasında olduğu doğru ama bizim için bir sakıncası olmadı. Hatta Concubine Lane sokağına motorla gelip fotoğraf çeken gençler gördük, sanki gizli görevde gibiydiler. 

Ernest Zacharevic, Penang’daki meşhur duvar resimlerinin sahibi Litvanyalı sanatçı. Kendisi İpoh’ta da “Art of Oldtown” adı altında 8 tane eser bırakmış. Ayrıca Eric Lai ve birçok kişinin daha eserleri mevcut. Şehrin sokaklarını gezerken, duvar resimlerini bulmaya çalışmak oldukça zevkli. Ayrıca çok güzel fotoğraf kareleri de çıkabiliyor ortaya.

Ipoh’un Mağara Tapınakları

Kalay Madenlerinin açılması ile Ipoh’a göç eden Çinliler, şehrin hemen dışındaki mağaralara tapınaklar yapmışlar. Hepsi birbirinden güzel olan mağaralara toplu taşıma var mı emin değilim. Biz Grab ile gidip dönmeyi tercih ettik. Mağaralar arası geçişler dahil toplam 24 RM (5.84 Dolar) tuttu. Mağaralara giriş ücreti yok, saat 17:00’da kapanıyorlar hatta 16:30 gibi çıkmak iyi olabilir.  Biz aralarından bazılarını seçip gittik. Google Maps’te çok anlaşılmıyor her birinin fotoğrafları birbirine girmiş durumda.

IMG_20190115_145927.jpg

Ho Yan Hor Müzesi

Concubine Lane’in hemen sonunda “Ho Yan Hor” bitki çaylarının müzesine ulaşılıyor. Müze, markayı yaratan Bay Ho Kai Cheong’un yaşamını, bitkilere olan ilgisini ve yaptığı bitki çaylarını küçücük bir dükkanda satarken nasıl kocaman bir fabrikada üretmeye başladığını anlatıyor. Ayrıca tüm ülkeye yayılan Ho Yan Hor markasının 1950’lerden itibaren günümüze kadar olan hikayesi de müzede yer alıyor. Malezya’nın geçmişinden resimlere bakmak ve eski gazete küpürlerini okumak oldukça zevkli. Müze ücretsiz ve tüm yazıları okuyarak yarım saatte tamamlanıyor. Çıkışta 3 çeşit bitki çayı denetiyorlar size, dilerseniz satın alabiliyorsunuz. Biz sarı renkli olanını aldık:)

Han Chin Pet Soo Müzesi

Ho Yan Hor Müzesinin hemen yanında Han Chin Pet Soo müzesi var. Bu müze için online kayıt yaptırmak gerekiyor. (http://www.ipohworld.org/reservation/) Herhangi bir ücret almıyorlar ama turun sonunda 10 RM (2.4$) civarı bahşiş bırakmanızı bekliyorlar.

IMG_20190116_140413.jpg

Ipoh’u anlamak için kesinlikle bu müzeye uğramak lazım. Hakka Çinlilerinin Ipoh’taki kalay madenlerinde çalışmak için Malezya’ya geliş süreçlerini, madenlerdeki çalışma koşullarını, iş sonrasında bu kulübe gelip neler yaptıklarını turu yaptıran görevli detaylı bir şekilde 1 saat boyunca anlatıyor. Müzeyi gezerken sanki zaman tüneline girmiş gibi hissettik.

Pomelo Meyvesi

Bu meyveyi hayatımda ilk defa Ipoh’da gördüm. Greyfurtgillerdenmiş ama biraz daha büyüğü. Kavun büyüklüğünde aslında. Zaten kavun diye satıyorlar bazı yerlerde. Ipoh’da her dükkanın önünde görebiliyorsunuz, bir de meyve suyu var. Biz suyunu çok sevdik:)

Ipoh Kurabiyeleri

Ucundan ısırınca ağızda dağılan muhteşem kurabiye tadını hiç unutamıyorum. Magnum reklamı gibi oldu ama gerçekten çok lezzetliydi. Son anda kapanmadan yetişip aldığımız 5 parça kurabiyeyi, kaldığımız hostelde Ho Yan Hor bitki çaylarının yanında afiyetle yedik:) Benim bulduğum kurabiyeci Sin Eng Heong’du. Kayalı olan kurabiyeler en meşhurları. Kaya da hindistan cevizi sütü, yumurta ve şeker karışımına deniyor.

Yeme-İçme

Restoran Lou Wong Tauge Ayam Kuetiau (Lokasyon)

Ipoh’un en meşhur sokak lokantası. Menü çok basit; fırınlanmış tavuk, soya filizi, noodle ve pilav. Herkesin damak zevkine uyar mı emin değilim ama biz çok beğendik o sebeple iki sefer gittik hatta. Ipoh’a özel buzlu Old Town White kahvelerimiz dahil 25 RM (6 Dolar) ödedik.

Kedai Kopi Sin Yoon Loong (Lokasyon)

Ipoh’ta yeni bir kültür keşfettik. Kopitiam ya da Kedai Kopi yani kahve dükkanı. Herhangi bir kopitiam ya da kedai kopi’ye gittiğinizde içeride gece pazarlarında olduğu gibi farklı farklı standlar fark ediyorsunuz. Bunların her biri birbirinden bağımsız satıcılar.

IMG_20190114_102309.jpg

Tek tek standlarda neler satıldığına bakıp, istediğiniz standdan istediğiniz yemeği ve kahvenizi alıp, herhangi bir masaya oturuyorsunuz. Aldığınız her yemek için ayrı para ödemeniz gerekiyor.

Ipoh’un kendine has oldtown white coffee’si var. Normal kahveye göre daha az kavrulmuş onun için de içimi yumuşak. Malezyalılar sade kahve içmiyorlar ya şekerli ya sütlü ya da buzlu:) Sade kahve nasıl istenir diye sorduk “empty coffee” dedi bir tanesi:) Penang’da Milo içmeye alışmıştık, Ipoh’ta da iced white coffee içmeye alıştık. Kopi “O” var bir de, duvar resmi olan. O da şekerli kahve demek:)

Biz bu durumu anlamadan gittik oturduk bir tanesi kopitiama, menü yok tabii ki. Kasaya gittik ne yiyebiliriz diye. Haşlanmış yumurta ve içine “kaya” sürülmüş kızarmış ekmek ve soğuk white coffee getirdiler. Kaya da hindistan cevizi sütü, yumurta ve şeker karışımına deniyor. Fındık ezmesi kıvamında. Bu arada yediğimiz menü kopitiamların asıl kahvaltı menüsüymüş. Sonra sonra diğer yemek standları da eklenmiş.

Kedai Kopi Nam Chau (Lokasyon)

Haşlanmış yumurta pek favorim değildir, zorda kalırsam yerim. Yukarıdaki yazıdaki kahvaltıcıya (Kedai Kopi Sin Yoon Loong) gittiğimiz sefer de yiyemedim ve o sabah aç kaldım ne yazık ki. Oflaya puflaya dolanırken bu dükkandaki noodle çorbalarını görünce gözlerim ışıldadı. “Susame Bun” da bir harika, kesinlikle denemek lazım. Toplam 11.90 RM (2.90 Dolar) ödeyip sabah kahvaltımı yapmış oldum.

Ipoh Hainan Chicken Rice (Lokasyon)

Akşam yemeği için tavsiye edilen restoranlardan birisiydi. Tavuğun bu şekilde haşlanarak/fırınlanarak pişirilme tarzı bizim çok hoşumuza gitti. Malezya’da noodle genelde 3 farklı türde servis ediliyor. Kalından inceye; koay teow/mee/beehoon. Burada  tavuğun yanında fried beehoon denedik biz. Akşam yemeğimiz 18 RM (4.38 Dolar) tuttu.

Ming Court Hong Kong Tim Sum (Lokasyon)

Ipoh’da öğrendiğimiz bir başka yemek kültürü de dim sum. Restorana girdik menü yok. Aslında duvara asılı bir menü var da o kadar çok Çince şey yazıyor ki aradaki farkları anlamadık. Bizim ecel terleri döktüğümüzü fark eden kasadaki kız, siz oturun en iyisi gelenlerden bakıp seçersiniz dedi. Herkes çok iyi İngilizce bildiği için bir de dil derdi çekmiyoruz iyi ki yoksa kesin aç kalırdık.

Neyse, çayımızı istedik yerimize oturduk. Sonra sırayla teyzeler küçük porsiyonlarda yemeklerden getirip bundan ister misiniz diye sordular. İstediklerinizi seçip, hepsini afiyetle yedik ve her biri inanılmaz lezzetliydiler. Bu güzel yemeklere 25 RM (6$) ödedik.

Let’s Rock Restaurant (Lokasyon)

Bir kaç kere önünden geçip bu ne kalabalık deyip vazgeçmiştik. Sonra bu kadar insan burada yemek yiyorsa kesin güzeldir bu işi çözebiliriz dedik. İpoh’taki her restoranın farklı bir yemek sipariş etme tarzı var. Genelde yerli insanlar yemek yediği için turist olarak öncelikli müşteri değilsiniz. Yine de yardımcı oluyorlar bir şekilde. 

Burası da yine birkaç yemek standından oluşuyor. Girişte soldaki standdaki çocuk bize çok yardımcı oldu. Tezgahtaki kızartmalardan seçip, elinize tutuşturdukları sepete ayırıyorsunuz. Bunların bazılarını çorbanın içine koyuyor, bazılarını tabakta ısıtıp getiriyor. Bir de restoranın yorumlarında fotoğraflarını gördüğümüz fish head curry’i istedik. Hayatımda yediğim en güzel köri yemeğiydi. Ya da köriden uzak kaldığım için mi güzel geldi acaba. Özetle her ne kadar küçük istemiş olsak da kocaman bir çömlekte körili bamyalı balık kafası yemeği geldi. Kahvelerimiz dahil 40 RM (9.74$) ödedik

Kedai Mekanan Nam Heong-Old Town White Coffee (Lokasyon)

Burası Ipoh’un en eski old town white coffee dükkanıymış, biz onun için uğradık. Diğer Kopitiamlar gibi içerisinde old town white coffee yanında yiyebileceğiniz birçok lezzet sunuyor.

IMG_20190116_124706

Artık öğrendiğimiz üzere satıcılara tek tek bakıp en beğendiklerimizi seçtik. Bugün menüde ne zamandır hasret kaldığım sebzeler ve pilav ile tavuk içli kurabiye ve durian kurabiyesi var. Yeni fırından çıkmış tavuk dolgulu kurabiye hayatımda yediğim en güzel şeylerden biriydi.

Ipoh’un hemen hemen her noktasına Çin kültürü nüfus etmiş durumda. Bir yerlere yetişmek için koştururken denk geldiğimiz bir Hint restoranından aldığımız muhteşem poğaça dışında yediğimiz bütün yemekler Çin kökenliydi. Şehrin ikonu Old town white coffee de Çin kökenli. Bu yüzden bu kültürün en önemli parçalarından biri olan mağara tapınaklarını gezmezsek olmaz dedik.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s