Dang humması hakkında genel bilgilerin ardından hastalık sürecimden bahsettiğim bu yazıyı yazmak istedim çünkü internette yazılan tüm genel bilgilerin dışında insan gerçekten hastalığı geçiren birinden benzer şeyleri yaşadığını ve iyileştiğini duymak istiyor. Şansıma bir kaç kişinin hastalığı atlattığını instagram hesaplarından duyduğum için daha rahattım. Yine de uzun ve yorucu geçen bir hastalık süreci atlatıyor insan. Neyse sağlıklı bir şekilde yola devam ediyorum, her şey yolunda 🙂

Kısaca Dang Humması Nedir?

Dengue Fever (Dang humması); dişi sivrisinekler tarafından yayılan dengue virüsünün neden olduğu bir hastalık. Dang virüsünün 4 çeşidi mevcut. Hastalığı geçirdiğinizde bu virüslerin birine karşı bağışıklık kazanıyorsunuz, diğer türlerine karşı kısmi ve geçici bir bağışıklık durumu söz konusu oluyor, yeniden hastalığa yakalanma riskiniz var yani. İkinci kez hastalanırsanız semptomları daha şiddetli hissediyorsunuz.

Aşı, Tedavi ve Belirtiler Nelerdir?

Hastalığın yüksek ateş, baş ağrısı, gözlerin arkasında ağrı, eklem yerlerinde ve kaslarda ağrı, kaşıntı gibi belirtileri var. Daha ileri seviyelerde (ağır dang humması) karın ağrısı ve kusma, solunum zorluğu ve iç kanama gibi semptomları olabiliyor. Hastalığa bağışıklık kazandıran bir aşı yok şu anda. Daha önce Filipinler’de bir aşı uygulamasında, aşının çok daha şiddetli semptomlar oluşturduğu ortaya çıkmış ve hastalığı daha önce geçiren kişilere uygulanması gerektiği açıklaması yapılmış. Aşısı olmadığı gibi tedavisi de yok en önemli tedavi yöntemi yatak istirahati. Verilen ilaçlar sadece semptomların giderilmesine yardımcı oluyor, ağrılar için ağrı kesici, yüksek ateş için ateş düşürücü, vitamin desteği gibi. Dünya Sağlık Örgütüne göre ateş düşürücü, ağrı kesici olarak Paracetamol alınabileceği fakat kanama riski artabileceği için aspirin veya ibuprofen alınmaması gerekiyor. Hastalık bulaştıktan 3-4 gün sonra semptomlar ortaya çıkıyor ve belirtiler ortaya çıktıktan sonra iyileşme süresi 3-14 gün olup, çoğunlukla 4-7 gün sürüyor.

Genel Olarak Neler Yaşanabilir?

Hastalık 3 aşamadan oluşuyor; ateşli kısım, kritik kısım ve iyileşme kısmı. İlk kısımda yüksek ateş ve ağrılar görülmeye başlar ve 2-7 gün sürer. Vücuda giren virüsler, bağışıklık sisteminin en önemli parçası olan kandaki beyaz kan hücrelerine bağlanır. Beyaz kan hücreleri de ateş, grip benzeri semptomlar ve şiddetli ağrılar üreterek tepki gösterir. Bu hastalığın bir diğer ismi de kırık kemik humması yani dayanılması zor kemik ağrıları hissedilir. Birkaç gün sonra kızamık benzeri bir döküntü ortaya çıkabilir.

İkinci kritik kısım sadece bazı hastalarda görülebilir ve 1-2 gün sürer. Ciddi enfeksiyonlarda (Ağır Dang Humması) görülen “dang hemorajik ateşi” ve “dang şok sendromu” görülme olasılığı oldukça düşük olup, %5 oranındadır. Dang hemorajik ateşinde yüksek ateşin düşmesini takiben kusma, şiddetli karın ağrısı ve nefes almada zorluk gibi belirtiler gelişebilir. Bu kısımda vücuttaki virüs miktarı yükselir. Bunun etkisi sonucunda kılcal damarların geçirgenliği artar ve damarlarda kanama ve sızıntı meydana gelir. Ayrıca kan pıhtılaşması için gerekli olan trombosit sayısının azalması sonucunda iç kanamalar olabilir. Dang şok sendromunda ise kılcal damarlardan sızan sıvı vücut boşluklarında birikir ve organlara giden kan basıncı azalır.

Üçüncü kısım iyileşme evresinde ise vücut boşluklarında biriken sıvı kan dolaşımına geri emilir ve 2-3 gün sürer. Bu süreçte şiddetli kaşıntı ve kalp hızında yavaşlık görülmekte olup kızarıklık ve cilt soyulması diğer belirtilerdir.

Neler Yapılabilir, Nasıl Korunulabilir?

Hastalığın görülme oranının yüksek olduğu bölgeler haritadan incelenebilir. Bu bölgelere gitmemek bir seçenek.  Ne yazık ki bizim rotamızdaki hemen hemen her yerde bu hastalık riski mevcuttu. Sineklere ısırılmamak için yüksek etkin maddeli sinek ilaçları ve gece yatarken cibinlik kullanmak en etkili yöntemler.

Ben Neler Yaşadım?

Öncelikli olarak nerede virüsü kaptığımı tam olarak bilmiyorum çünkü hastalık 3 gün kaldığımız Koh Rong’dan ayrılırken başladı. Koh Rong’a gelmeden önce de 3 gün Koh Kong’da kalmıştık. Kuluçka döneminin kaç gün sürdüğünü bilmiyorum ne yazık ki. 

Koh Rong’da tekne turundan döndüğümüz gece saat 20:00 civarındaydı. Arada kestirip gece yarısı plaj partisine gitmeyi planlıyorduk. Uyandığımızda Turgay’ın da benim de kalkacak hali yoktu yorgunluktan. Ayrıca ben gün batımında suda çok kaldığım için üşüttüğümü düşünüyordum.

Gecenin ilerleyen saatlerinde  ateşim yükseldi. Ertesi gün kalkıp otobüs biletlerini almak için otelden ayrıldık. Tüm gün inanılmaz bir halsizlik ve ateşle akşam ferinot saati gelene kadar oturduğumuz kafede  uyukladım. Ateş düşürücü aldığım için arada kısa süreli ateşim düştü.

Koh Rong’tan Sihanoukville’e geçtikten sonra, bu şehirden Siem Reap’e gece otobüsümüz vardı. Otobüsteki gece boyunca yüksek ateşle birlikte, bacaklarımda, dizlerimde ve sırtımda hissettiğim dayanılması çok güç kemik ağrıları başladı. Ağrı kesici alıp yolu tamamladım ve otele geçtik. Normalde çok ender hasta olan biri olduğum için bir gariplik olduğunu seziyordum. Grip değildim, dengue olabilirdim fakat dengue tedavisi sırasında ilaç vermediklerini okuduğum için doktora gitme sürecini belki atlatırım diyerek uzatıyordum.

3 gün boyunca yüksek olan ateşim 4. gün uyandığımda düşmüştü fakat gözlerimin içi kıpkırmızıydı. Aynı şekilde saç diplerim de kıpkırmızıydı ve kuruluk vardı. Tüm gece boyunca ishal olduğum için doğru düzgün uyuyamamıştım. Türkiye’den yanımda taşıdığım bağırsak düzenleyicisini de kullandım ve sabaha ishal durumu sona erdi. Tüm bu fiziksel gariplikler psikolojik olarak da olumsuz etkilemeye başlayınca dayanamayıp doktora gitmeye karar verdik.

Siem Reap’te Hastaneye Gitmek

İnternette yaptığımız araştırmalardan sonra Kamboçya’da doktor muayene ücretlerinin fahiş fiyatlarda olduğunu fark ettik. Ne yazık ki çok da yeni bilgi bulamadık. İlk olarak yetişkinlere de bakıyor diye okuduğumuz çocuk hastanesi vakfının yolunu tuttuk. En azından para vereceksek buraya bağış olur diye düşünüyorduk. Yetişkinlere hizmet vermediğini öğrendikten sonra, oradaki görevli bayanın önerdiği özel polikliniğin yolunu tuttuk.

Ly Srey Vyna International Medical Services (Lokasyon)

Polikliniğe ilk girdiğimizde önce doktor muayene ücretinin 50 Dolar olduğunu öğrendik. Kalan ücretler muayene/tedavi sonunda belli olacaktı doğal olarak. Adımı soyadımı yazdığım bir form doldurduktan sonra kilomu ölçüp beni doktorun yanına aldılar. Oldukça iyi İngilizcesi olan doktor beye semptomları anlattım. Kan tahlili yapmamız gerektiğini söyleyip kan aldılar. Tahlillerin sonucu beklerken dinlenmem için beni aldıkları odada  içinde çeşitli vitaminlerin de olduğu serum bağladılar. Ek olarak da küçük su şişesinde vitamin takviyesi verdiler.

Serum bittikten sonra kendimi biraz daha iyi hissediyordum. Tahlil sonuçları da geldi ve müjde “dengu humması” olmuşum. Neyse en azından Turgay’la kafamızda soru işaretlerini gidermiş olduk. 2 çeşit antibiyotik, bir poşet vitamin tozu ve bağışıklık sistemini güçlendirici tableti alıp, 200 Dolar faturayı ödeyip otelin yolunu tuttuk. Semptomların ağırlaşması durumunda onlara ulaşmam gerektiğini özellikle belirttiler.

Hastalığın 5. ve 6. günleri müthiş bir halsizlik ve mide ağrıları ile kıvranarak geçti. 7.gün kendimi biraz iyi hissediyordum. Bu arada Siem Reap’e tarihi şehir Ankor Wat’ı görmek için gelmiştik. Günlerdir odada yatıyordum ve aşırı derecede sıkılmıştım. Kendimi iyi hissetmeme güvenip Angkor Wat’a gittik. Ara ara durup, dinlenip dolanırken bacaklarımda ve kollarımda kırmızı lekeler/benekler fark ettim. Bu durum hastalığın belirtilerinden bir tanesi ama gerçekte görünce şok oluyor insan. Güneşi tapınakta batırdıktan sonra yeni berelerimle otele döndük. Döner dönmez de yine Türkiye’den getirdiğim mide hapını almak zorunda kaldım çünkü 3 gündür düzenli ağrıları çekiyordum. Sonra film izledik ve ben uyudum. Gece ara ara uyanıp sineklerin beni yediğini aynı durumun Turgay’da olup olmadığını soruyordum. O da evet yiyorlar diyor nedense?

Meğerse bende kaşıntı başlamış, ben gece beni sinekler ısırıyor sanıyorum. Bu da hastalığın son evresi. Ayak tabanlarında ve avuç içinde karıncalanma hissi veren inanılmaz bir kaşıntı başladı. Aynı gece 3’ten sonra uyuyamadım ne yazık ki kaşıntıdan. İlgimi dağıtmak için telefondan film izledim. Soğuk suyun iyi geldiğini anlar anlamaz kurudukça tuvalete gidip ayaklarımı ve ellerimi yıkamaya başladım. Bir süre sonra dolaptaki teneke meyve suyunu keşfettim. Ayak tabanlarıma ve avuçlarıma buzdolabından yeni çıkmış kutu meyve suyu koyarak 2 günü o şekilde yattım. Sağ olsun Türkiye’den de bir arkadaşımızın tavsiyesiyle son iki gün alerji hapı aldım ek olarak.

Sonrasında tüm belirtiler azaldı ve 10 günün sonunda tamamen iyileştim. Yukarıda yazdığım tüm genel bilgiler wikipedia, dünya sağlık örgütü ve seyahat sağlık merkezinin sitelerinden alınmıştır. Yaşadığım kişisel bir süreçtir, kesinlikle tavsiye niteliğinde değildir. Herhangi bir belirti görmeniz durumunda kesinlikle doktora gidiniz ve tedavi önerilerini doktordan edininiz.

Kaynaklar:

http://www.seyahatsagligi.gov.tr/Site/HastalikDetay/Dang-Hummasi

https://en.wikipedia.org/wiki/Dengue_fever

https://www.who.int/news-room/fact-sheets/detail/dengue-and-severe-dengue

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s