Malay, Çin, Arap, Hint, Japon kültürleriyle doğunun ve Portekiz, Hollanda ve İngiliz etkileriyle batının 500 yıllık karışımı bu şehirde buluşmuş. 16. yüzyılda Portekizliler Melaka’yı ele geçirene kadar Melaka Sultanlığı bölgenin en büyük hükümdarlığıymış. Portekizliler yaklaşık 100 yıl hüküm sürdükten sonra Malayların da yardımı ile Hollandalılar şehri ele geçirmiş. Yaklaşık 150 yıl sonra İngilizler savaşmadan Malaka’yı Sumatra Adasındaki Bengkulu bölgesi karşılığında Hollandalılardan almışlar. Böylelikle Melaka’da yadsınamayacak bir Avrupa mimarisi ve kültürü oluşmuş.

Melaka’nın bir diğer kendine has kültürü ise Çin erkekleri ile Malay kadınlarının evlenmesi sonucu oluşan Babanyonya kültürü. Köşe başlarındaki restoranlarda Babanyonya mutfağının enfes yemeklerini tatmak, evlerinin içine girip dolanmak harika birer Melaka aktivitesi. Nehir boyunca sıralanmış Hollanda tasarımındaki evleri, Çin kültürü ile harmanlayıp üzerine biraz Avrupa’ya okumaya giden çocuklarının taşıdıkları Avrupai dokunuşları da koyduklarında yepyeni bir görüntü ortaya çıkmış, her biri tasarım kafelere dönüşmüş.

Melaka’ya gelmeden önce aklımızda basit bir Malay şehri bulacağımızı düşünüyorduk. Geldikten sonra çok keyifli zaman geçirdiğimizi fark ettik. Yediğimiz leziz yemeklerden, nehir kenarındaki oturduğumuz barlardan, kahvaltı yaptığımız hoş kafelerinden, sokaklarından, kahvelerinden, kurabiyelerinden, gece pazarından aşırı keyif aldık.

Nasıl Geldik?

Thaipusam festivaline katılmak için 2 günlüğüne Kuala Lumpur’a geri dönmüştük. O sebeple Ipoh’tan geçmek yerine Kuala Lumpur’dan Melaka’ya gittik. Kuala Lumpur’da kaldığımız hostel “Pods Backpackers” Little India’daydı, NU Central istasyonuna çok yakın. Önceki gün Batu Caves’e KTM (banliyö hattı) ile gittiğimiz için KTM kartlarımızda para kalmıştı, onu değerlendirelim dedik. NU Central-TBS (otobüs terminali) trenle yaklaşık 20 dakika sürüyor. Online olarak saat 10:30 için iki kişi 19 RM’ye bilet aldığımız otobüs biletlerimiz ile 12:30’da Melaka’ya vardık. Otobüs terminalinden şehir merkezine giden otobüse binip kalacağımız otele en yakın yerde inip, otelimize geçtik.

IMG_20190123_190259

Nerede Kaldık?

OYO 571 Hotel Bao Shu

Uygun fiyatlı olduğu için seçtiğimiz bu otelin işletmecilerinin Hintli olmasını pek bir sevdik. Çok kültürlülüğü her an hissettiğimiz Malezya’da, Çin yeni yılı için oteli süslerken yapıştırdıkları balık süsleri aşırı sevimliydi. Camı olmayan oda olduğu için kliması oldukça işe yaradı. Komik bir tasarım yapmışlar, odanın içindeki minik tuvalete ben bile sığmakta zorluk çektim. Ortak alan olarak giriş katındaki lobide akşamları bilgisayarlarımız ile takıldık bol bol. Geceliğine 6 Dolar verdiğimiz için de çok şikayetçi olmaya yüzümüz yoktu aslında.

Neler Yaptık?

Ücretsiz Melaka Tarihi Şehir Turu

Red (Deutch) Square’nin karşısındaki turist bilgi merkezinde Salı Perşembe ve Cumartesi günleri ücretsiz şehir turları düzenleniyor. Saat 09:00’da turist merkezine gidip adımızı yazdırdık, saat 09:30’da tur başladı. Tur lideri Malezya’daki herkes gibi çok iyi İngilizce konuşuyor ve şehirle ilgili bol bol bilgi veriyor. Turist bilgi merkezinin önünde başlayıp, Cheng Hoon Teng Tapınağında son buluyor ve yaklaşık 2 buçuk saat sürüyor. Tur ücretsiz. Sonrasında turu beğenirseniz bahşiş verilebilir. 20 RM bahşiş bıraktık biz.

Bir diğer alternatif ise şehrin içinde bangır bangır müzik çalarak geçen bu tatlı bisikletlere binip sizi gezdirmelerini rica etmek. Çok istedim ama Turgay’ı ikna edemedim.

Melaka Sokak Resimleri

Malezya’nın neredeyse tüm şehirlerinde olduğu gibi Melaka da cıvıl cıvıl sokaklardan nasibini almış. Duvarlar rengarenk sokak resimleri ile dolu. Şehri gezerken saklambaç oynamaya devam!

Hollanda Meydanı-Kırmızı Meydan (Windmill Dutch Square Melaka-Red Square)

Burası şehrin ortasındaki kırmızı meydan (red square) dedikleri alan. Hollandalıların Melaka’da hüküm sürdüğü zamanlarda yaptıkları şimdi (History & Ethnography Museum) Tarih ve Etnografya Müzesi olarak kullanılan eski belediye binası (Stadthuys), Christ Kilisesi (Christ Church), 1886 yılında zengin bir Çinli aile tarafından yaptırılan saat kulesi (Tang Beng Swee Clocktower) ve Kraliçe Viktorya için yaptırılmış bir çeşmeden oluşuyor. Yolun tam karşısında nehrin kenarında ise bir tane de yel değirmeni mevcut.

IMG_20190123_182217.jpg

Bu meydanın kırmızı renge boyanmasının iki sebebi olduğu söyleniyor. Bir tanesi ingilizlerin beyaz koloni binaları ile Hollandalıların bıraktığı eserleri birbirinden ayırmak istemeleri bir diğeri ise betel nut çiğneyip duvarlara tüküren Malayları önlemek için, aynı tükürük rengine boyamak istemeleri. Gerçi betel nut Myanmar’daki gibi yaygın değil Malezya’da artık.

Jonker Street/Jonker Walk World Heritage Park – Gece Pazarı (Night Market)

Kırmızı meydandan ilerleyip nehri geçtikten sonra Jonker Caddesine ulaşılıyor. Jonker Street Unesco Dünya mirası listesi tarafından koruma altında olan sokak. Eskiden üzerinde antikacılar varmış. Şimdilerde antikacıların yerini tasarım kafeler, restoranlar ve giyim dükkanları almış.

Cuma ve Cumartesi akşamları sokağı trafiğe kapatıyorlar ve gece pazarı kuruluyor. Normalde dükkanlarında yiyecek içecek, takı, kıyafet satan insanlar sokağa taşınıyor desek daha doğru olur. Normal zamanda da keyifli yürünen bir yol olan Jonker Street gece pazarı kurulduğunda daha keyifli bir hal alıyor. Caddenin sonuna gelindiğinde sağ tarafta Jonker Walk’un Unesco dünya listesine girmesinde çok emeği geçen Datuk Wira Gan Boon Leong’un heykelinin de olduğu minik bir park var.

Sri Poyyatha Vinayaga Moorthy Tapınağı (Sri Poyyatha Vinayaga Moorthy Temple)

1781 yılında yapılmış olan bu Hint tapınağı şimdiye kadar gördüğümüz Hint tapınaklarına göre oldukça sade. Melaka’nın Hollanda hükümdarlığı zamanında yapılmış olan bu tapınak hala ibadet edilen en eski Hint tapınağı olma özelliğini taşıyormuş.

IMG_20190124_112419.jpg
Sri Poyyatha Vinayaga Moorthy Tapınağı

Kampung Kling Cami (Masjid Kampung Kling)

Jonker Street’i gezerken ister istemez insan aradaki sokakları da merak ediyor. Malezya’da sokaklarda ezan sesini duymak ilginç bir his. Neredeyim ki ben diye geçiriyor içinden ister istemez. Ezan sesini takip edince bu camiye ulaşılıyor. 1748 yılında Hintli tacirler tarafından yapılmış ahşap cami 1872 yılında yenilenmiş. Çin tapınaklarını andıran çatısı ve pagodayı andıran minaresi ile alışkın olmadığımız bir görsellik yaratıyor.

IMG_20190124_112805.jpg
Kampung Kling Cami

Cheng Hoon Teng Tapınağı (Cheng Hoon Teng Temple)

Malezya’nın en etkileyici özelliği Hint, Çin ve Malay ırklarının bir arada yaşaması. Bunun bir diğer örneği de Çin tapınağı olan Cheng Hoon Teng, Müslüman camisi olan Masjid Kampung Kling ve Hint tapınağı olan Sri Poyatha Moorthi tapınağının aynı caddede bulunduğu “Harmony Street”. Kampung Kling camisini geçip biraz ilerledikten sonra oldukça etkileyici bu tapınak çıkıyor karşımıza.1673 yılında yapılan bu tapınak ülkedeki en eski kullanılan Çin tapınağıymış.

Kampung Hulu Cami (Masjid Kampung Hulu)

Melaka’da mimarisi ile dikkat çeken bir diğer cami de Kampung Hulu Cami. Java adasındaki camilerin mimarisine benziyormuş. Endonezya’ya gitmediğimiz için bize mimarisi oldukça ilginç ve Çin tapınaklarını andırıyormuş gibi geldi.

St. Paul’s Kilisesi (St. Paul’s Church)

Kırmızı meydanı arkada bıraktıktan sonra yol üzerindeki eski itfaiye aracını ve Melaka ağacını geçip tepeye ulaştığımızda karşımıza St. Paul Kilisesi çıktı. 1521 yılında Portekizliler tarafından yapılmış bu kilise Malezya’nın ve Güneydoğu Asya’nın en eski kilisesiymiş. Kırmızı Meydan’daki Christ Church gibi bu kilisede de taş yazıtlar mevcut. Deformasyonu önlemek için yerden kaldırılmış. Bu taş yazıtlar zamanında Avrupa’dan boş gelip Asya’dan Avrupa’ya ticaret yapan gemilerin açık denizde dengesini koruması için teknelerin içine yükleniyormuş. Üzerlerinde eski zamanlardan kalma yazıtlar var ama İngilizce yazılmadığı için anlayamadık.

Santiago Kapısı ve Portekiz Kalesi (Porta de’ Santiago (A’Famosa) & Portuguese Fortress)

Kiliseden çıkıp merdivenlerden aşağı doğru gidildiğinde çok güzel bir bahçeden geçiliyor.Merdivenlerin sonundaki kalıntı Santiago Kapısı diye geçiyor. Portekizliler şehri aldıklarında yaptıkları ilk iş olarak şehri savunmak üzere bir kale inşa etmek olmuş. Hollandalılar Melaka’yı ele geçirdikten sonra kaleyi yenileseler de, İngilizler şehri ele geçirdiklerinde kalenin yıkılması emrini vermişler. Son anda duruma müdahale eden Singapur’un kurucusu Sir Stamford Raffles, Santiago Kapısını ve Hollanda meydanındaki Hollandalılardan kalma binaların yıkılmasını engelleyebilmiş. Santiago kapısının içinde bir süre gölgeden korunmak mümkün.

Melaka Sultanlığı Sarayı (Melaka Sultanate Palace)

Santiago Kapısının hemen sol tarafında Melaka Sultanlığının Sarayı mevcut. Zamanında yanmış ve sonradan tekrar yapıldığı için ilk başta tereddüt etmiştik gidip gitmemek konusunda. Bu saray 1456-1477 yılları arasında Sultan Mansur Shah tarafından kullanılmış. Her ne kadar orjinal mobilyalar ve araçlar olmasa da müze olarak Melaka Sultanlığı hakkında oldukça bilgilendirici oldu bizim için.

IMG_20190125_145221

Melaka ismini bir ağaçtan alıyor ve sarayda bunun hikayesini anlatan bir minyatür koymuşlar. Sarayın önündeki bahçenin sonundaki banka gidip bir süre huzur içinde oturmak çok keyifli. Saray giriş ücreti 5 RM (1.2 Dolar)

Müzeler

Melaka’da bu kadar çok müze olacağını tahmin edemedim. Bir kaç tanesine girmeye yeltendik ama cuma günleri saat 12.15 – 14:45 arası müzeler kapalı, cuma namazı malum. Tam da cuma gününe denk geldik. Red Square’in arkasında müzeler bölgesi var, giriş ücretleri 3-5 RM. En meşhur diğer bir müze Baba-Nyonya Müzesi. Buraya da girmeye yeltendik ama üst katta yenileme varmış kapalıymış. Ondan giresimiz gelmedi açıkçası. Müze etkinliğimizi bu şehirde Melaka Sarayı ile değerlendirmiş olduk.

Nehir Kenarında Biraz Dinlenme

Şu ana kadar Avrupa’da olduğu gibi Asya’da da içinde nehir, kenarında deniz olmayan şehir görmedik herhalde. Melaka’daki nehrin kenarlarını o kadar güzel düzenlemişler ki kesinlikle oturup bir kahve veya bir bira içmeden geçmemek lazım. Nehir boyunca uzanan ışıklandırma akşam daha keyifli oluyor, bir de binaların üzerindeki duvar resimlerini de ışıklandırıyorlar. Renkler oldukça canlı olduğu için gündüz de görülebilir bence. Arada nehirden geçen gezi tekneleri oluyor onlara el salladık. Kocaman tekneler yerine nostaljik kayıklar koysalar kesinlikle daha keyifli olurdu diye düşünmeden edemiyor insan.

IMG_20190123_191343.jpg

Nehir Gezisi

Nehrin kenarında oturup tekneleri izleyince insanın canı çekiyor. Gündüz mü daha keyifli gece mi bilemiyorum ama biz gündüzleri sokakları turlamak ve yemek yemekle meşgul olduğumuz için akşam aktivitesi olarak tekne turuna çıkmayı tercih ettik. Nehirde gezinmek kesinlikle çok keyifli çünkü nehir boyunca çok hoş ışıklandırma yapmışlar ve yürüyerek gidilemeyecek iç bölgeleri görme şansınız oluyor ama teknenin tasarımı oldukça kötü olduğu için keyifli bir seyahat olmuyor açıkçası. Biz fark etmediğimiz için karşılıklı birbirine bakan sandalyelerin olduğu tekneye denk geldik, ardarda sıralanan oturaklar daha keyifli olabilir diye düşünüyorum. Tekne turu kişi başı 30 RM (7.36 Dolar)

Çamaşır Yıkama – Super 3 Laundry

Çamaşırlarımızı yol boyunca genelde otellere verdik. Onlar ya kendileri bu hizmeti sunuyorlar ya da bir yere yaptırıyorlar. Genelde kilo başı 1-2 Dolar civarına ikimizin çamaşırlarını (3-4 kilo) ertesi gün alıyoruz. Malezya’da bu durum değişti çünkü her şehirde çamaşır yıkama dükkanları mevcut. Sadece turistler değil Malezyalılar da kullandığı için fiyatlar çok daha uygun. Kendim yıkadığım çok nadir oldu kaldığımız yerler pek uygun değil kurutmak için ne yazık ki. 5-6 RM’ye yıkayıp, 3-4 RM’ye kurutup sabunla beraber 10 RM’ye mal etmek maliyeti yarıya düşürdü (2.5 Dolar)

Yeme-İçme

Jonker 88 (Lokasyon)

İçeri kafamızı sokup 10 dakika kadar bakındıktan sonra toparlanan insanların oturduğu bir masayı gözümüze kestirip hemen yanlarına oturduk. O sırada Turgay da bizim çorbaları almak için kasaya gitti. 22 RM (5.41 Dolar) karşılığında 2 kocaman inanılmaz lezzetli bol acılı Nyonya çorbasını acıdan ağlaya ağlaya yudumladık.

Geographer Cafe (Lokasyon)

Jonker Street üzerindeki en dikkat çekici bar burası. Sokağın köşesinde karşılıklı iki tane kafeden oluşuyor, sokakta masaları da var. Jonker Streeti turladıktan sonra oturup Malezya’nın güzel soğuk kahvelerini denemek için ideal.

Blacklane Coffee (Lokasyon)

Melaka’da çok güzel kafeler var. O kadar güzel tasarlanmış, şık ve rahat ki saatlerce içinde kalmak istiyorsun. Genelde sabahtan bilgisayarlarımızı alıp kafeye gidip çalışmaya başlıyoruz. Gitmişken de günün bir öğününü o kafede yiyoruz ki saatlerce kalmamıza ses çıkarmasınlar. Kahvaltımızı burada yapıp, akşam acıkana kadar bu kafede vakit geçirdik. Fiyatlar ortalamanın biraz üzerinde olsa da oldukça lezzetliydi. Bedava su ikram ediyorlar.

Kahvaltı ve kahvelerimiz dahil 62 RM (15.22 Dolar) bırakıp günün yarısını geçirdik. Çalışmak için de sakin ve rahat bir ortam sunuyor olması çok hoş tek sıkıntı her masanın yanında priz yok, olan prizlere de dekorasyon lambaları takılı:) Biz kendimize yerleşecek bir yer bulduk ama sorun çıkmadı.

Melaka Kurabiyeleri

Melaka deyince ilk akla gelen kurabiyeleri olmayabilir ama biz bu kurabiyelere aşık olduk. Jonker Street üzerindeki kurabiyecilerden alıp yol boyunca yiye yiye etrafı turladık. Tian Hup Seng Biscuit Company favorim ama kurabiye çeşidi olarak birşey diyemeyeceğim. Ben biraz abartıp 7 RM’ye (1.72 Dolar) 5-6 çeşit kurabiye aldım, bir çoğunun tadına bakmış olduk. Hemen yemek için değil de şık paketlerde hediyelik kurabiye almak için Jalan Street başında San Shu Gong adında başka bir dükkan da mevcut.

Sokak Yemeği -Bunga Raya Oh Chien Fried Oyster @ Medan Makan Boon Leong (Lokasyon)

Melaka’da sokak yemeği gece pazarında ve tek tük bazı köşe başlarında oluyor. Biz ucuz yemek bulmayı abartıyoruz bazen. Bir diğer sebep de aşırı lezzetli olduğunu düşünüyoruz. Şehrin sokaklarında dolaşıp en son tam otelimizin karşısında insanların önünde sıralandığı amcanın standının önünden 8 RM’ye (2 Dolar) midyeli yumurta alıp karnımızı doyuruyoruz. Meğersem baya meşhur bir yermiş burası.

Nancy’s Kitchen (Lokasyon)

Genelde uğradığımız ülkelerde yemek kursuna gitmek adet oldu artık. Malezya’da fiyatlar bize biraz pahalı geldiği için (50-60 Dolar) şu ana kadar gezdiğimiz yerlerde gidememiştim. Nancy’s Kitchen da yemek kursu veren bir restoran ama yemek kursu günü bize uymadığı için gidip sormak istedik. Mütevazi küçük bir yer beklerken iki katlı kalabalık bir restoran çıktı karşımıza. Garsona sorduk ama günlerin sabit olduğunu söyleyince gelmişken Perakan mutfağının tadına baktık biz de. Çok lezzetliydi ve 60 RM (14.72 Dolar) tuttu.

The Stolen Cup (Lokasyon)

Yine bir kahve molası verdiğimiz çok şık bir kafe The Stolen Cup. Hoş tasarımının yanında parmaklarımızı da yanında yediğimiz enfes bir waffle yapıyorlar. Rica ettik bizim için menüdeki iki çeşidi birleştirdiler. Bara oturup bol bol fotoğraf çektik. Etraftaki insanları biraz rahatsız etmiş olabiliriz ama biz çok eğlendik.

Limau-limau Cafe (Lokasyon)

Her ne kadar muazzam fotoğraflar çektiğimizi düşünmesek de sabah çok erken saatlerde şehrin sokakları turistlerle dolmadan, turistik mekanlar henüz boşken binaları fotoğraflamak daha güzel kareler elde etmemizi sağlıyor. Erkenden sokaklara düştüğümüz son günümüzde 1-2 saat dolandıktan sonra kahvaltı etmek için güzel bir kafe daha buluyoruz. Çinlilerin kahvaltı yaptığı restoranlar ilgimizi çekse de Avrupa tarzı kahvaltı bu şehirde çok lezzetli olduğu için hakkımızı ondan yana kullandık. Her yerde klasik kahvaltı bulamıyorsun çünkü. Barını işgal ettiğimiz bu tatlı cafede kahvelerimizi yudumlayıp yine çok lezzetli kahvaltımızı 65 RM’ye (16 Dolar) tamamlıyoruz.

Poh Piah Lwee (Lokasyon)

Melaka’da gittiğimiz en güzel restoran burası. Tam kapanmasına yakın bizi kabul eden genç çocuktan menüdeki her şeyi istedik. Babası da mutfakta ortalığı toparlıyordu sanırım bir aile restoranı burası. Fiyatlar da inanılmaz uygundu.

Forever Cafe (Lokasyon)

Jonker Street üzerinde önünde sürekli yaşlı amcaların oturduğu bir bank fark ettik. Bu caddeyi günlerce turlayıp boş yakaladığımız bir anda kaptık bankı. Bir kahve içeriz diyorduk ama sadece su satıyormuş. İki tane suyumuzu aldık, bankta oturup gelen geçeni izledik, çok keyifliydi. Sonra amca şu köşeden çek daha güzel çıkıyorum dedi, gittim çektim ben de:)

IMG_20190125_175339.jpg
forever cafe

Melaka Malezya’daki son durağımız oldu. Melaka’dan havaalanına direk otobüs olunca tekrar Kuala Lumpur’a gitmek için uğraşmadık. 18 numaralı Perondan kalkan Starmart Express firması ile direk havaalanına gittik. Otogar’da açık hiç bir yer yok tuvaletler dışında ve otobüs Singapur’dan geldiği için de 1 saat gecikmeli geldi. Buna rağmen 2 saatte vardık. Sıradaki durağımız Kamboçya’nın başkenti Phnom Penh.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s