Otele varır varmaz eşyalarımızı odaya atıp düzenlenen turlara bakmaya koyulduk çünkü burada yapmak istediğimiz iki şey vardı. Bir tanesi Koh Kong Adasına gitmek diğeri de trekking turuna katılmak. 1 günlük ya da 1 gece konaklamalı 2 günlük turlar olarak iki alternatif sunuyorlar. Şehir merkezinde yapacak bir şey olmadığı için önceden ayarladığımız 2 günlük konaklamamızın 1 gününü dönüşte kullanmak üzere erteleyip, 1 gece kalmalı tur aldık.

IMG_20190206_095713

Koh Kong’da turlar yeterli sayıya ulaşınca düzenleniyor şansımıza ertesi gün tura katılacak ikisi 1 günlük tur almış 8 kişi vardı. Gerçek anlamda her şey dahil olan turun ücreti kişi başı 35 Dolar. Yemekler hemen o anda etraftan bulunan çalı çırpıyı yakıp, tur rehberinin yanında getirdiği sebze, pirinç, noodle ile tur rehberi tarafından hazırlanıyor. Tabak çanakları bir sonraki sefer kullanılmak üzere mola verdiğimiz şelalenin olduğu yere istiflemişler. Herkese büyük su bedava, günün başında veriliyor onu taşımak da bizden. Meyveler de dalından ikram!

Trekking turuna çıkmadan önce mutlaka sinek ilacı edinmek gerekiyor. Mümkünse etkin maddesi en yüksek olandan almak lazım, orman için olanları var bazı markaların hatta. Bir de güneş kremi almakta fayda var, bazı açık alanlarda güneş tam tepenizde olabiliyor. 2 gün boyunca internet yer yer çekse de elektrik yok ne yazık ki. Harici bataryaları şarj etmeyi unutmamak lazım. Telefonların feneri oluyor ama olur da şarjı biterse fener gereksinimi oluyor. Tuvalet yok, ormanda her yer bizim. O sebeple benim hiç çantamdan eksik etmediğim tuvalet kağıdı ve ıslak mendil hayat kurtarıcı oldu.

İlk gün-Tekne Yolculuğu

Sabah 9 olmadan bizi otelden alıp tuk tuk ile iskeleye götürdüler. Hep beraber tekneye binip yaklaşık bir saat boyunca Meteuk Nehri boyunca yol aldık. Şehirden çıktıkça nehrin civarındaki ormanlar ve tek tük teneke evler güzel manzaralar oluşturmaya başladı. Karaya çıktığımız yerden ormanın içine doğru ilerlemeye başladık. 

Şelale başında öğle yemeği

Grubumuzda yeni liseden mezun olup gap-year almış 2 İsveçli, üniversite öğrencisi 2 Fransız ve biri Phnom Penh’de çalışan ve onu ziyarete gelmiş toplam 4 İngiliz ve biz vardık. Grup liderimizden bir tanesi ve İsveçli kızlar en önden hızlı hızlı giderken, İngilizler ve diğer lider de arkadan yavaş yavaş geliyorlardı. Arada kalıp yolumuzu kaybetmemek için bazen koştur koştur ön gruba yetiştik, kimi zaman da ağır ağır sağa sola bakıp dolandık ormanda. Sonunda öğle yemeği için şelaleye ulaştık.

Şelalenin adını bilmiyoruz, haritada da çıkmıyor zaten. Kurak mevsim olduğu için ne yazık ki pek su yoktu yüzmek için ama bu haliyle bile görüntüsü muazzamdı. Muhtemelen yağışlı mevsimde suların döküldüğü ön taraftaki delta manzarası muhteşemdir. Yemek hazır olana kadar önünden ayrılamadık. Hemen oracıkta yakılan ateşte taze pişen tavuk parçaları, bol sebze ve pilav ile karnımızı doyurup yola koyulduk. Bu sefer farklı bir rotadan yaklaşık 2 saat  yürüyüp bizi getiren tekneye ulaştık.

Yol üzerindeki balıkçı kasabası

Tüm trekking turlarında yerel bir köye mutlaka götürüyorlar. Orada yaşayan yerlileri görüp, fikir sahibi olabiliyorsun, bazen de bir şeyler alabileceğin hediyelik eşya satılan versiyonları da olabiliyor. Bu sefer gittiğimiz bir balıkçı kasabasıydı. Tekne ve ağ yapımı tezgahlarının arasından geçip köy halkına selam verdik. Etrafta şöyle bir tur atıp, teknemize geri döndük. Bizi pek sallamadılar hatta.

Hamakta Gece Uykusu

Köyden ayrıldıktan sonra tekne gece konaklamayacak olanları bırakmak için iskeleye geri döndü. Bu sırada biz de bakkala gidip kendimize içecek bir şeyler aldık. Tüm gün İngilizlerin ikramları ile kafamız güzel, yüzümüzde kocaman bir gülümseme ile tatlı tatlı yol almış olsak da akşam üstü soğuk bira çok güzel geldi. Ardından tekrar tekneye atlayıp yarım saatlik bir yolculuk sonunda gece konaklayacağımız alana ulaştık. Bir tarafta nehrin aralara girerek oluşturduğu delta ve yemyeşil ormanlar, diğer tarafta muhteşem bir manzara ve gün batımı. Kuş sesleri ve cırcır böcekleri de cabası.

Kaldığımız yerin çevresinde bizden başka hiç kimse yok gibi duruyordu. Manzarası en güzel olan olsun diye en uçtaki evde kaldık sanırım. Hava karardıktan sonra elektrik olmadığı için mumlar yakıldı. Yine odun ateşinde pişen yemeklerimizi mum ışığında yedik hatta. Rehberlerimizden bir tanesi gece yatmak için geri dönecekti. Yemekten sonra tekneye dönerken bizi de peşine taktı zifiri karanlıkta yol almaya başladık. 10 dakika ilerledikten sonra durduğumuz ağacın önünde muhteşem bir şey bizi bekliyordu. Ateş böcekleri! Kuala Selangor’da tekne ile gezinti yaparken gördüğümüz binlerce ateş böceği şu anda karşımızda kocaman bir yılbaşı ağacına dönmüştü. Hatta arada önümüzden geçiyor, ellerimizin arasında dolaşıyordu. Bu sefer videoya çekebildik hatta.

Rehberimiz siz buradan geri dönersiniz deyip, bıraktı bizi orada. Bulunduğumuz yerden konaklama yerine giden yol, çimenlerin sürekli gidip gelmekten aşınması ile oluşmuş 1 metre genişliğinde çıplak bir alandı ama topraktı sonuç olarak. Rehberimizin her gün gittiği yer olduğu için gözü kapalı olarak bulabileceği bir güzergah zifiri karanlıkta bizim için tam bir labirent olabilirdi. Telefonlarımızın fenerleri vardı ama şarjımız bitebilirdi. Kafamda deli sorular dolanırken neyseki 8 kişiydik ve nasıl olduysa çok rahat bir şekilde dönüş yolunu bulduk. Ben o sırada ateş böceklerinin etkisinde kalmış olabilirim.

Gece uyumak için herkes üst katta kendine cibinlikli hamaklardan birini seçti. Cibinlik inanılmaz hayat kurtarıcı bir şeymiş burada fark ettim. Eğer olmasaydı sineklerden uyuyamazmışız çünkü sinek ilacının etkisi bir süre sonra geçiyor ve saldırı başlıyor. Üst katta uyuduğumuza da inanılmaz mutlu oldum çünkü gece gelen ulumalar beni acayip rahatsız etmişti. Hava karardıktan sonra yapacak bir şey olmayınca erkenden dağıldık.

IMG_20190207_084650.jpg

İkinci gün Başlıyor

Ertesi gün güzel bir kahvaltı yapıp saat 9 buçuk gibi yürüyüşe başladık. Her ne kadar önceden deneyim kazanıp yanımıza eşya almamış olsak da aynı yere dönülen yürüyüş rotaları rahat oluyor, fazla ağırlıkları bırakabiliyorsun. 1 saatlik yürüyüşün ardından çok güzel çiçeklerin olduğu bir alanda mola verdik.

IMG_20190207_082618

Ardından enerjimizi toplayıp ilerlemeye devam ettik. Etrafımızı kauçuk ağaçları sarmaya başladığında aslında yerleşim yerlerinin çok uzağında olmadığımızı anca anladım. Gece acaba kurt mu uluyor diye düşündüğüm hayvanların aslında köpek olduğuna kanaat getirdim ve yolda beyaz inekleri gördüğümüzde bundan emin oldum:)

Öğle yemeği için vardığımız bu seferki şelalede de yüzmek için pek su yoktu ama ayaklarımızı sokup serinlemek için yeterliydi. Nedense yemek fotoğrafı hiç çekmemişiz. Yine taze pişirildiği için oldukça lezzetliydi. Karnımızı doyurduktan sonra dönüş yoluna geçtik.

Dönüş Yolu

Dönüş yolumuz yaklaşık 2 saat sürdü. Geldiğimiz yoldan gitmek yerine başka bir rotadan devam edip yuvarlak çizerek gece konakladığımız yere geri döndük.

Yolda bir sürü meyve ağaçları karşımıza çıktı. Hatta bir jack fruit ağacının taze meyvelerinin tadına baktık.Asıl günün olayı kaju ağacını görmek oldu. Yere düşen kaju meyvelerini topladık, gece kaldığımız yere döndükten sonra minik bir ateş yakıp, tavada kavurduk.

Taze kaju harika bir şeymiş, daha büyük ve tadı da biraz kavrulmuş kestaneye benziyordu. Tuzsuz kavurunca öyle geldi herhalde.  Kuruyemiş faslını da bitirdikten sonra eşyalarımızı toplayıp, son tekne yolculuğumuzu yapmak üzere tekneye geri döndük. Saat 17.00 gibi iskeleye varmıştık. Bizi aldıkları gibi otelimize geri bıraktılar.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s