Muhteşem bir gün çünkü en sevdiğim şey motosiklet kiralayıp Turgay’ın arkasında etrafı izleyerek yol almak. Hala motor kullanmayı öğrenmedim. Hazır kullanan biri olunca insan üşeniyor. Gerçi ikimiz de bilsek yolun bir kısmını motorla alırdık fena olmazdı. Sabah 10 civarında motor kiralama işlemlerini halledip düştük yollara, neyseki hava biraz kapalıydı, sıcağın altında gitmemiş olduk tüm gün.

IMG_20190204_110057.jpg
Kampot yolları

Gizli Göl (Secret Lake – Brateak Krola Lake) (Lokasyon)

Yol üzerindeki ilk durağımız muhteşem bir manzarası olan gizli göl oldu. Gölü geçene kadar en az üç kere durup izledik ve fotoğraf çektik. Gölün çevresinde keyifli vakit geçirilebilecek kafeler ve hamaklar var ama bizim çok vaktimiz olmadığı için yola devam etmek zorunda kaldık.

La Plantation Karabiber Tarlaları (Lokasyon)

Bugünün anlam ve önemi her yerde okuduğumuz karabiber tarlaları. Kep ve Kampot arasında çok bilinen iki tane karabiber tarlası var; La Plantation ve Sothy’s Pepper Farm. Kampot biberi diye geçtiği için Kampot’a yakın sanıyorduk bu tarlaları, aslında iki kasabanın ortasındaymış hatta Kep’e daha yakın diyebiliriz. İkisinin de yorumları iyi olunca biz La Plantation’a gitmeyi tercih ettik.

Çiftliğe varınca görevli motorumuzu park edecek yeri gösterip, park fiş verdi. Böylece motosikletimizin güvenliğinden emin olmuş olduk. Yürüyüş yolundan devam edip karşılama bölümüne geçtik. Biberlerin yetiştirme süreçlerini ve tarihini anlattıkları aynı zamanda biber tadımı yaptırdıkları ücretsiz İngilizce ve Fransızca turlar düzenliyorlarmış. Yeterli sayıda kişi gelince tura başlıyorlar, başlama saatini beklerken de oturup bir şeyler içebiliyorsunuz. Bekleme kısmında hediyelik biber almak isteyenler için standlar mevcut. Online alışveriş de mümkünmüş.

Eskiden bizim mutfağımızda sadece çekilmiş karabiber olurdu. Son yıllarda daha afilli cam şişelerde çekilmemiş farklı renklerde biberler satılmaya başlandı, hatta ben de almıştım bir tane. O sebeple aşinaydım renkli biberlere ama yetişme sürecini görmek oldukça keyifli ve bilgilendirici oldu bizim için.

Orijini Hindistan’ın güneyindeki Kerala bölgesi olan karabiberin bu kadar popüler olmasının nedeni bu bölgenin iklimi ve toprağının kalitesiymiş. 13. yüzyılda ilk olarak Çinli çiftçiler tarafından ekilmiş daha sonra Fransızlar biberin tadını çok beğenmişler ve karabiber üretimi artmış, hatta Fransa’ya dahi ithal edilmeye başlanmış. Sonrasında Kızıl Kimer rejimi nedeniyle üretim durmuş, tarlalar talan edilmiş. 2000li yıllarda tekrar tarlalar ekilmeye başlanmış, her geçen yıl da üretim artıyormuş.

Aslında tüm bu biber çeşitleri tek bir biber ağacında yetişiyormuş. Yeşil biberin Ocak ayında elle toplanıp 2-3 gün kurutulması ile karabiber elde ediliyor. Bu biber türünü pişerken eklemek değil de pişmiş yemeğin üzerine serpmek daha makbulmüş. Mart ayı gibi yeşil biberler dalında kırmızıya dönüyormuş. Yine elle toplanan kırmızı biberler yıkanıp kurutuluyor. Beyaz biber ise kırmızı biberin sıcak suda çok kısa süre haşlanıp kabuğunun soyulması ile elde ediliyormuş. Oldukça meşakkatli üretim süreçlerinden dolayı kırmızı ve beyaz biber bu bölgenin en kıymetlileri. Farklı bir bitkiden yetişen uzun biberi daha önce hiç görmemiştik. Dalından koparılmış taze uzun biberi ısırdığınızda zencefil tadı geliyor önce, ardından içindeki minik tohumların tadını aldığınız minik acı patlamaları hissediyorsunuz. Uzun biber de kurutulup satılıyor.

Tarla turumuz ve biber tanıtımları bittikten sonra, karşılama yerindeki cafeye geri döndük ve en keyifli olan tadım kısmı başladı. Hayatımızda ilk defa biber tadımı yaptık, çok eğlenceliymiş:) Tarlayı gezerken dalından koparıp tadına baktığımız tüm biber çeşitlerini kuru ve bazılarını tuzlu olarak denedik bu sefer. Bu bölgenin biberinin yanı sıra, tuzu da meşhur. Biber ve tuzun birleşimi inanılmaz bir kombinasyon oluşturmuş. Favorim tuzlu karabiber!

Biber turunu tamamladığımızda her bir çeşidinin tadı damağımızda kalmıştı. Sürekli seyahat ettiğimiz için sırt çantamızda fazladan hiçbir şeye yer olmuyor ne yazık ki. Alamadığımız biberlerin tadını iyice beynimize yerleştirmek istedik ve restoran kısmına doğru kısa bir yürüyüş gerçekleştirdik. Menünün bizim bütçemize göre azıcık pahalı olduğunu kabul etmek lazım. (5-7 Dolar) Gerçi sonraki şehirlerde bu fiyatlara çıktık yer yer mecburen. Yine de bence çok iyi bir karar vermişiz, hiç pişman değilim. Çok aç olduğum için olabilir, hayatımda yediğim en muhteşem yemeklerden birini yedim ve hiç unutmayacağım aldığım hazzı.

Kamboçya’nın en meşhur yemeği lok-lak ve yanına nom krourk sipariş ettik. Yemeklerin yanına gelen karabiber tuz ve limon sosu ile hindistan cevizi sosu için muhteşemden daha öte bir kelime olsaydı keşke ifade edebileceğim. Karabiber aromalı bitter çikolatalı dondurma ve kırmızı biber aromalı limonlu sorbeyi başka nerede bulabilirim bilemiyorum. Limonlu dondurmayı hiç sevmeyen biri olarak sorbeye aşık oldum. Günün sonunda en pahalı yemeklerimizden biri olarak 25 Dolar ödedik. Aslında bu kadar ödemezdik de nakit paramız yoktu kredi kartı için de 20 Dolar limiti vardı, ondan abarttık biraz. Karnımız tok suratımızda kocaman gülümsemelerimiz ile atladık motorumuza.

Tuz Tarlaları

Tuz tarlalarına doğru yol almaya başladık. Her ne kadar kurak mevsimde olsak da tuz tepelerini görebileceğimizden hiç emin değildim. Haritada Salt Fields KAMPOT olarak geçen yerde okyanus suyu ile doldurulan havuzlardaki suyun buharlaşması ile oluşan tuz kristalleri minik tepeler oluşturuyor. Sonra tuzlar toplanıp işlenmek üzere fabrikalara götürülüyor. Kuru mevsim boyunca birçok sefer tekrarlanan bu işlem sayesinde iç pazarın tuz tüketiminin büyük bir kısmı karşılanmış oluyor. 

Uzun dümdüz arazinin ortasından geçen yolda ilerlerken sağlı sollu tuz alanlarını görmeye başladık. Motosikletimizi kenara çekip birkaç yansımalı fotoğraf çektik. Yine aynı yerde tuz üretim sürecini anlatan bir de tanıtım merkezi var. Biz biraz geç kaldığımız için kapanmıştı, giremedik.

Sabay Plajı ve muhteşem gün batımı (Lokasyon)

Tuz tarlalarını arkamızda bırakıp şehrin merkezine doğru yol alırken yolda Sabay Plajı tabelasını gördüm. Burada deniz yok ki ne plajı diye düşünüyoruz biz egeliler çünkü göle girildiğini hiç görmemişiz. Pardon göl değil nehir:) Neyse haritaya göz atıp, kesin etraftaki çoluk çocuğun girdiği küçük bir yerdir ama hadi gidip bakmaktan zarar gelmez deyip şehrin ortasındaki durian adasından bir U dönüşü yaptık. Motorun üzerinde olunca internette detaylı araştırma yapamıyorsun tabi.

IMG_20190204_171643.jpg
Sabay Plajı

Hoplaya zıplaya gittiğimiz köy yolunun sonunda tahta bir kapıya ulaştık. İçeri adım attığımızda ortam bir anda değişiverdi. Çok hoş bir bahçe karşıladı bizi önce. Sonra minik bir köprüden geçtik ve birkaç adım sonra plaja ulaştık. Turgay ile birbirimize bakıp hemen sağımızda kalan ahşap eve tırmandık ve iskelenin üzerinde boş duran rahat koltuklara yerleştik. Böyle bir yer beklemiyorduk açıkçası. Menüden mekana en uygun “Kampot River” kokteylini sipariş verdim, Turgay da craft bira tabiki. Kokteyl fiyatları Kamboçya ortalamasının üzerinde 5-7 Dolar civarı. Çin yeni yılı zamanı olduğu için arada havai fişek patlama sesleri geliyordu nehrin karşısından, onlara selam verdik. İçkilerimizi yudumlarken gün batımının eşsiz manzarası karşısında mest olmuştuk ve böyle güzel bir gizli cennet bulmuş olmanın verdiği mutlulukla şaşkındık.

Buranın aynı zamanda otel olduğunu mekandan çıkarken bungalowları görünce algıladık. Nehirde kano yapanlar da vardı. Mekan inanılmaz hoşumuza gitti, içinde kütüphanesi bile var. Şehir merkezine giden yol toprak olduğu için gün batımından hemen sonra hava kararmadan dönüş yoluna geçek zorunda kaldık.

Entanou Köprüsü (Entanou Bridge)

Bu köprünün en ilginç yanı sadece motosikletlere ve yayalara özel olması. Sağlı sollu vızır vızır motorlarla dolu. Köprünün giriş ve çıkışı motorların içinden ancak teğet geçebildiği beton babalarla ayrılmış ki arabalar giremesin. Hazır altımızda motor da varken çılgın trafiğe biz de ayak uydurup nehrin diğer tarafına geçtik, etrafta bir tur atıp tekrar aynı köprüden geri döndük. Köprünün başında ve sonunda baya zorlandık ama enteresan bir tecrübe oldy. Gece ışıklandırmasıyla da baya güzel oluyormuş.

IMG_20190203_191639.jpg
Entanou Köprüsü

Motosikletimizi çaldırmadan sağlam bir şekilde aldığımız yere teslim edip, pasaportumuzu geri aldık. Bir rahatlama geldi bunun üzerine gittik yemek yedik.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s